Elive is based on Debian, so it inherits the stability and reliability that Debian is famous for. The customized Enlightenment desktop is ultra-fast and perfectly stable. You can count on Elive to work day after day without issues.
www.elivecd.org
MEHMET AVCI
Elive is based on Debian, so it inherits the stability and reliability that Debian is famous for. The customized Enlightenment desktop is ultra-fast and perfectly stable. You can count on Elive to work day after day without issues.
www.elivecd.org
Gün geçmiyor ki güzel ve yalnız ülkemin gündemi dolu olmasın.2020 yılının ilk günlerinden beri standart gündemimiz COVİD-19. Bunun sağına soluna, yanına neler gelmiyor ki.
İlk virüs kaynaklı ölümü mart ayında açıkladı bakanımız. Onu izleyen nisan ayı günlük vaka ve ölüm sayısında rekor kırdığımız ay oldu. O aydan sonra da virüsü tanımaya başladık:
*Hafta sonu fazla mesai yaptığını,
*Gece saat 22.00'dan sonra azdığını,
*Yine geceleri saat 22.00'den sonra müzik duyarsa dayanamayıp dinleyenleri öptüğünü,
daha neler neler....
Mart 2020'den beri bakanımız vaka ve ölüm sayılarını indirimli açıklayarak bizi aşırı rehavete soktu. Kimimiz "Oğlum, bu virüs yalan. Doğru olaydı görürdük." dedi. Kimimiz "Hüseyin galiba bu defa Yaradan haklarından gelecek kafirlerin.." dedi. Kimimiz "Ahali oyuna gelme soyunu kurutacaklar." dedi, dedi de dedi.....
Haziran ayına geldiğimizde "Yeni Normal" diye bir şey gündeme bomba gibi düştü. Oteller açıldı, lokanta, kahvehane, Kafe, Nargile Salonu aklınıza gelebilecek her yer açıldı. Bize de şu kurallara uymak kaldı: MASKE-MESAFE-HİJYEN.
Bu 3 kuralın her üçü de bizim için o kadar zor ki. Biz sıcak, içten, samimi insanlarız. Her karşılaştığımızda tokalaşırız, sarılırız, öpüşürüz.... Namaza gideriz. Misafirliğe gideriz. Bayramlaşmaya gideriz. Yemeğe gideriz. Birlikte temizlik yaparız, turşu kurarız ,yufka açarız. Meğer ne çok grup halinde yaptığımız iş ve etkinlik varmış. İşte biz bu haldeyken virüs fırsatı kaçırmadı. Sağlık bakanımız dahi ekim ayından itibaren sayıları gerçeklere uygun açıklamaya başladı. Bunda Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin geçen yıla göre karşılaştırmalı ölüm sayılarını açıklamaları etkili oldu sanırım.
Şimdi aralık ayındayız. Okullar da hala kapalı. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon öğretmen uzaktan eğitim yapıyor.
Bakalım hangi teori kendini gerçekleştirecek?
Soyumuzu kurutacaklar,
Nüfus planlaması mı yapacaklar,
Aşılama yapıp zihnimizi kontrol mü edecekler?
Az kaldı, bekleyip görelim. Ha bir de beklemeden dönenler var onları virüs bile akıllandıramadı....
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Ünlü ressam ve heykeltıraş Mikalenjelo,10-11yaşlarına kadar ailesinden ayrıdır,İtalya’nın bir kasabasındadır, ailesi Floransa’da. Sanatçı sütannesinin ve onun kocasını yanında büyür. Bu adam taş yontucusudur ve Mikalenjelo o çalışırken onu izlemektedir. Daha sonra ailesinin yanına döner ve eğitimine başlar. Floransa’nın en ünlü öğretmeni sonunda babasına şöyle der:”Oğlunuz Latince ve Yunanca öğrenmeyi reddediyor, ben eğitiminden affımı istiyorum.” Sonra, sonrası. Da Vinci kadar büyük bir sanatçı çıkar ortaya: İşte eğitim.
Eğitim elbette belirli kurallara bağlıdır. Belli bir içeriğe sahiptir. Ama öğrencinin yeteneklerini yadsıyarak bir yere varamayız.
Her eğitimin belli bir yaşı ve zemini vardır. Tüm eğitimlerin aynı yerde ve zamanda olması galiba yanlış.
Bir öğrenci hayatın yanlış bir kapısında olduğunu en erken üniversite sınavlarında olmadı mezuniyetten sonra fark ediyor. 18-25 yaş arası: Telafi edilemez bir hata ve yanlış.
Neden tüm öğrencilerimize üniversite okutmak istiyoruz,her ile neden bir üniversite açıyoruz? 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü mesajında Milli Eğitim bakanı da eğitimin kalitesinden söz etti. Eğitimin kalitesi.....Bir mal ya da hizmet hem her yerde olacak hem de kaliteli olacak. Bu eşitlikçi bir yaklaşım gibi geliyor aman sakın bir tuzak olmasın? Çünkü sermaye kendi ihtiyacı olan elemanı açtığı özel üniversitelerde son zamanlarda sayısı çoğalan özel meslek liselerinde yetiştiriyor. Yani 10-20 yıl sonra kimin doktor,mühendis,avukat,hemşire,diplomat,kaymakam,vali;kimin teknisyen,tekniker,ataşe olacağı önceden belli. Oysa Milli Eğitim Temel Kanunu ihtiyaçlarımız doğrultusunda bir eğitim planlamasından söz eder. Ben de düşünüyorum........Hakkari’de, Şırnak’ta nasıl bir ihtiyaç vardır? O yörelerimizde bulunan nüfus ve onların eğitim ihtiyacı bu kadar fazla mıdır, yoksa........?????
Sizi bilmem ama dostlar, ben fena halde pireleniyorum. Neden mi,galiba biz bu filmin figüranlığından seyirciliğine düşürüldük. Ne dersiniz.....
14 Ekim 2010